Özge Borak'tan Samimi Açıklamalar

Özge Borak aileden sanatçı, denizci ve karavancı. Dar alanda yaşamayı, sınırlı imkanlardan çözümler üretmeyi daha çocukken öğrenmiş; denizi de öyle... 2011’den beri de eşi Ata Demirer’le hayatı ve denizi paylaşıyor.

Çift, Bozcaada 'da yaz boyu dümen tuttukları teknelerini satmış; ama Borak 'ın gözü şimdi bir yelkenlide. Ünlü oyuncu, deniz tutkusunu ve özel hayatını Motorboat&Yachting dergisine anlattı.

* Denizle tanışıklığın windsurf 'le mi başlıyor?
-Hayır, daha erken. Küçükken bana havuz yapıyorlarmış, içine de deniz suyu koyuyorlarmış. Ben böyle kaplumbağa gibi pıtı pıtı atlayıp denize kaçıyormuşum. Deniz çocuğuyuz yani. Babam zaten Beykoz 'da büyümüş, oradan denize girmiş çocukluğu boyunca, balık tutmuş. Annemler Bostancı 'dan denize girerlermiş. Deniz sevgisi zaten ailede var yani. Abim de öyledir. Ben de resmen su kuşuyum.

* Baban windsurf yapıyormuş.
-Evet, zaten ben de onun sayesinde öğrendim. Bir süredir yapamadım, belim yüzünden. Annemle abim, babamla benim kadar aktif değiller. Aslında bizim nesil Jaws çocuğudur. Ben korkuyordum. Çok seviyordum denize girmeyi, ama sörfte bile tedirgin oluyordum. Yüzmeyi çok severdim ama korktuğum için tek başıma ileri gidemiyordum. Üstüne gitmem gerekiyordu. Korkudan nefret ederim. O yüzden korkumun üstüne gittim, dalgıç oldum. Denizde altımda ne var biliyorum artık.

* Ne zaman dalmaya başladın?
-Beş sene oluyor. Windsurf 'e başladığımda da 16 yaşında falandım.

* Ailen sadece denizci değil...
-Aslında biz daha çok karavancı bir aileyiz. Bakın karavanımı yedirmem. Florya 'daki karavan parkına bahar geldiği zaman yerleşirdik; yağmur çamur geçtikten sonra. Annem babam oradan işe giderdi, ben de okula. İstanbul 'da evimiz vardı ama yazlığa gitmeden önce, herkesin işi gücü bitene kadar orada yaşardık. Karavanla tekneyi çok benzetiyorum. Tabii denizin şartları çok daha değişken yani karşılaştırmak belki çok doğru olmaz ama yaşam tarzı olarak benzer. Kapalı, sınırlı alan, az eşya.

* Yani dar alanda yaşamayı biliyorsun.
-Her şekilde dar alanda yaşarım, evet. İşte bu yelkenle seyri seviyorum. Neden windsurf 'ü seviyorum, çünkü motor yok. Gücün yettiği kadar rüzgârla gidiyorsun.

* Sahiden bir yelkenli alman lazım.
-Öğrenmem de lazım, kimseye ihtiyaç duymadan idare etmem lazım. Düşünüyoruz zaten, yedim Ata 'nın beynini.

* Öyle bir aileden geliyorsun ve yine denizci kafada bir adamla evlisin.
-Aynen burcu da Yengeç, o da benim gibi bir su kuşu. Ben şuna inanmıyorum, biz birbirimizi çok seviyoruz ama o bunu seviyor ben de bunu, yine de bir elmanın iki yarısıyız. Yok öyle bir şey. Tamam herkesin ayrı dünyası var ama ortak bir zevk olacak ki hayattan beraber zevk alsın. Düşünsenize Ata bu kadar denizci olup, benim hiç denizi sevmediğimi. Ne yapacağız, o denize açılacak, ben hep karadan el mi sallayacağım yani.

DÜNYA TURUNA ÇIKMAK İSTİYORUM

* Ne kadar zaman geçiriyordunuz denizde?

-Eğer Bozcaada 'daysak sabah çıkar, akşam dönerdik. Ama onun dışında Ata 'yla uzun seyir yapmadık.

* Ama şimdi önünde uzun bir tatil var.
-Tekneyi sattık, olamayacak maalesef. Ama çok istiyorum bir yelkenlimiz olsun da denize çıkalım. Hatta dünya turu istiyorum.

* Deniz işi biraz erkek işi gibi görülüyor. Kadın oranı sanki daha düşük.
-Biz kalıpları seviyoruz. Kadın dediğin evdedir gibi. Birçoğuna sorsak eminim “Çok isterdim” der. Ama niye yapmadın dersen, evlendik, işte çoluk çocuk, hayat gailesi. Oysa evlenmek, çocuk hiç engel değil. Çocuğu da atarsın tekneye, o da teknede büyür. Neden olmasın?

* Biraz dikkatli hareket etmek gerekebilir tabii.
-Evet, benim gibi aşırı enerjik ve hızlı hareket etmeyi seven insanlar, aşırı dikkat etmeli. Yoksa öyle kafayı gözü gömüyoruz. Biraz önce de çarptım kafayı. Ayağı da kırabilirsin, esas mesele o.

23 YILLIK KADROSUZ OYUNCU

* Yeni istifa ettin İstanbul Şehir Tiyatroları 'ndan. 23 yıl çalıştın. Sen dizi oyuncusundan çok tiyatro oyuncususun.

-Sekiz yaşındaydım Şehir Tiyatrosu 'na girdiğimde. Evet 23 yıl olmuş. Çocuk eğitim birimine girdim, o zamandan beri Şehir Tiyatrosu 'ndayım. Çocuk oyunu, müzikli oyun, müzikal, normal oyun; her türlü oyunda oynadım. Aynı zamanda konservatuvar. Sonra bu son olaylar, ani yönetmelik değişimi, tepeden inme değişiklikler, tiyatronun son hali, çıkan oyunlar, kadronun olmayışı... Hâlâ kadrolu değilim tabii. Yani ben istifa etmedim, o işin süsü. Kadrolu olan istifa edebilir. Ben ayrıldım.

* Hiç kadrolu olmadın mı?
-Hayır.

* Sekiz yaşından beri kadrosuz ve sosyal güvencesiz mi çalışıyorsun?
-Bir dönem SSK yaptılar ama kadrosuzum evet. Bunu pek çok insan kişisel zannetti ama ben biraz da o adaletsiz sisteme karşı durmak için ayrıldım.