Takıntılı ve Seçici Bir Oyuncuyum

Berk Hakman, çeşitli ulusal ve uluslararası festivallerde ödül yağmuruna tutulan ‘Tepenin Ardı’nda oynadığı ‘Zafer’ rolüyle adından söz ettirmeye devam ediyor.

Hakman, kariyer düşünmeyen ve tek vücut olabileceği karakterleri oynayan; kısacası oyunculuğu bir 'hayat ', 'nefes alma biçimi ' olarak gören biri

'Tepenin Ardı ', dünyayı nasıl bu kadar etkiledi?
Bence içeriği, anlattığı mesele sayesinde yayıldı. Ortada değişik sanatların bileşkesi var. Senaryo yazımı, oyunculuk, rejisör... Bunların hepsi en iyi şekilde birleşti ve ortaya kaliteli bir film çıktı. Bahsettiği şeyler, dünyayı ilgilendiren meseleler içerdiği için yedi tepeyi aşıp, orada daha fazla ilgi uyandırdı. Bizim ülkemizde de izlendi; ama maalesef Türkiye 'de salon bulamamak ve insanların filme gitmemesi gibi sorunlar var.


Filmin senaryosunu okuduğunuzda söylediğiniz ilk şey ne oldu?
“Hemen oynamak istiyorum.” (gülüyor) Karakterler o kadar güzel yazılmıştı ki böyle bir filmde rol almamayı düşünemezdim. Senaryonun, baştan sonra ne bir fazlası vardı, ne de eksiği. Anlattığı konu çok güzeldi ve oynamak istedim.

'Zafer ' karakterine nasıl hazırlandınız?
'Zafer 'in psikolojisini araştırıp anlamaya çalıştım. Hastalığıyla ilgili bir şeyler okudum. Tabii bir karakteri yaratırken hayal gücü çok önemli. Genelde karakterlerin özelliklerini yansıtan müzikler bulurum.

'Tepenin Ardı 'nda şiddet unsuru, insanın içinde hep var olan bir kavram olarak gösteriliyor.
Açıkçası filmi, şiddet üzerinden okumadım. 'Şiddetin Tarihçesi ' de dediğiniz yapıda bir film. 'Tepenin Ardı 'ndaki olay, sorunlarımızın kaynağına inmemek, onlarla yüzleşmemek ve birbirimizle konuşmamak. Ortada böyle bir durum olunca, insanlar da ruh hallerini sürekli başka bir şeye yansıtıyorlar. Suçu, ötekinde arıyor. Ben, daha çok bu tarafı ilgilendirdiğini düşünüyorum. İnsanların ötekileştirilmesi söz konusu. Ama dediğiniz katmanda da okunabilir. Biz toplum olarak da birbiriyle konuşmayı sevmeyen ve sorunların kökenine inmeyen bireylerden oluşuyoruz. 'Tepenin Ardı 'ndaki şiddet de oradan kaynaklanıyor.

Sizce askere giden her gencin içinde bir 'Zafer ' oluyor mu?
Askerliği nerede ve ne koşullarda yaptığınız önemli. Buradaki karakter gibi hayatının en önemli döneminde, Güneydoğu 'da 1.5 yıl geçirirseniz; o zaman tabii durum değişir. Ama İzmir 'de askerlik yapan biri için aynı şeyi söyleyemem. Buradaki şartlar çok ağır ama eminim Batı 'dakiler de savaşmasa da, sonuçta bu ülkede, askere gidip orada sorun yaşayan veya oraya uyum sağlayamayan çok insan var. 'Zafer ', çok ileri bir boyut, savaşı görmüş biriyle karşı karşıyayız.

Nasıl bir sinema seyircisisiniz?
Ben iyi bir sinema seyircisi olduğumu düşünüyorum. Sinefil olduğumu söyleyebilirim. Eskiden, 10 yıl önce daha fazla film izlerdim. Ağabeyimden sinema hakkında çok şey öğrendim. Kendisi bu alanda yüksek lisans yaptı. Bergman ve Tarkovski filmleri izlerdim konservatuardan önce. Oyuncu, yönetmen adları konusunda hafızam iyidir. Filmleri de mümkün olduğunca sinemada izlemeye çalışırım; ama tabii DVD de alıyorum. Bazı filmleri sinemada 3-4 kere izliyorum. Bu, benim için bir ayin.

Türkiye 'de oyuncu olarak tatmin olmak zor gibi.
Tatminden neyi kast ettiğiniz çok önemli. Samimi konuşacağım. Bu ülkede şöhret isteyen oyuncu da var, yalnız oyunculukla tatmin olan insanlar da. Benim tatmin olma derecem, yapılan iştir. Hiçbir zaman kariyer düşünen bir insan olmadım. Beni, çalıştığım roller ve içinde bulunduğum projeler ilgilendiriyor. Sonuçta rollerle kalıyorsunuz. Bir rolü seversiniz ama o dizi veya film tutmaz. Benim için bu önemli değil. Galiba zor tatmin oluyorum. Çünkü bu ülkede çok iyi senaryolar yazıldığını düşünmüyorum. Dizi anlamında 'Suskunlar ', film açısından da 'Tepenin Ardı 'yla tatmin oldum. Bence genelde Türkiye 'de büyük bir senaryo ve rejisör eksikliği var. Artık herkes oyuncu veya senarist. Bazen “Bir daha ne zaman acaba 'Tepenin Ardı ' gibi bir filmde oynarım?” diye düşünüyorum. Çünkü böyle senaryolar gelmiyor. Benim yapımda bir oyuncunun tatmin olması zor. Bir film izlediğinizde içiniz gidiyor. Ama bazen de öyle insanlarla karşılaşıyorsunuz ki, “Hemen çekelim ve bitsin” kafasına sahipler. Ben çok takıntılıyım ve seçiciyim.

DÜNYA FESTiVALLERiNDE ÖDÜLLERi TOPLADI

“Berlin 'de Stanley Kubrick, Alan Parker ve Robert Altman gibi yönetmenlerin oyuncusu Matthew Modine 'le karşılaştık. Kendisi, ilk film jürisindeydi. Ödül töreninin olduğu gece, bana film ve oyunculuklar hakkında harika şeyler söyledi. Yine Saraybosna 'da da harika yorumlar duyduk. Asya Pasifik Film Ödülleri 'nde, 'En İyi Film ' ödülünü almak da süperdi.”