Ünlü oyuncu o soruya verilebilecek en açık cevabı verdi

Ünlü oyuncu Nejat İşler, 'Ben yakışıklı kalmalıyım' gibi bir derdin pek yok anlaşılan?' sorusuna 'Sonra olabilir belki. Şu anda galiba hâlâ g.tüme güveniyorum' cevabını verdi.

İntikam dizisinde Rüzgar karakteriyle karşımıza çıkan Nejat İşler Milliyet gazetesinden Asu Maro'ya röportaj verdi. Röportajlarında ekranda göründüğünden çok daha farklı bir portre çizen Nejat İşler yine şaşırtmayı başardı. Çok disiplinli olduğunu söyleyen İşler, yemek programları izlemeye bayılıyor, pilatese gitmeyi düşünüyor; ayılama, sıkıcı, kötü bir herifim diyerek kendisini herkesten çok yine kendisi eleştiriyor.

İşte Nejat İşler'in o röportajından bir bölüm:

Çalışırken disiplinli misindir?

Biraz fazla. Disiplinsiz birini görünce de çok kızarım. Mesela bir gün program değişti, 'Neden değişti? ' dedim, 'Bilmem hangi oyuncu hasta olmuş '. 'Ölmüş mü? ' dedim. Ben gerçekten anlamıyorum çünkü. Hasta olunca gidilir sete. Ölmedikten sonra gidilir.

RÜZGAR SALAK BİR KARAKTER

Hoş bir adam değil mi Rüzgar?

Dizideki bütün karakterler o kadar kötüler ki, tek salak, iyi herif bu. Ama ben orijinalindeki Jack gibi oynamadım, biraz değiştiriyorum. Bir şeyler dönüyor etrafında, farkında değil ama çok da ilgilenmediği için. Onun başka bir dünyası var. Ben o dünyayı kuruyorum şimdi. Bir aşk hikayesi var çocukluktan, oğlan kıza hâlâ âşık, kız karşısına çıkıyor ve onun o olduğundan haberi yok. Daha kafadan salak yani. Daha fenası sonra ortaya biri çıkıyor 'Ben Derin'im ' diye, ona inanıyor. Çok sinirlenecek seyirci. Saf ve iyi bir herife sinirlenecekler, kötüleri sevecekler. Bu iş tutar, 'Dallas ' işte.

G.TÜME GÜVENİYORUM

'Ben yakışıklı kalmalıyım ' gibi bir derdin pek yok anlaşılan...

Sonra olabilir belki. Şu anda galiba hâlâ g.tüme güveniyorum.

Aynı anda 1000 kadını sevebiliyormuşsun...

Ama orada şey anlaşılmamış... İlişkinin her şekliyle diyorum; arkadaş olarak, meslektaş olarak... Aynı anda 1000 kadın la olurum demek değil. Ben kadınları seviyorum, onlara güveniyorum. Bir defa annesini çok seven bir çocuğum. Bir de şanslı gitti benim hayatım, teyzeler, çok güzel teyzeler hem de, sonra bizim okulu İstanbul Kız Lisesi'nin içine kurdular, 700 tane kızın arasına düştük 50 erkek. Konservatuvara girdim, her taraf balerin kaynıyor, Teşvikiye'ye tezgah açtım, Türkiye'nin en güzel kadınları önümden geçiyorlar. Truffaut'nun filmi vardır, 'Kadınları Seven Adam ' diye, neredeyse öyle bir durum bu da.

AYILAMA BİR HERİFİM

Ama daha çok erkek muhabbetinde görüyoruz seni...

Daha çok erkek muhabbetinde takılmayı seviyorum evet. Ayılama bir herifim, yok tavladır, iddaadır, at yarışıdır, basitim yani. Her kız da girmiyor o muhabbete tabii.

Annene kızdığını söylüyorsun, hep başkalarını düşündüğü için...

Ben fizik olarak babama, huy olarak biraz anneme benzerim. Annem hep ona koşar, buna çabalar, çok kızıyordum çocukken.
Şimdi anlıyorum.

HİÇBİR ZAMAN İYİ BİR HERİF OLMADIM

Sen de mi öylesin?

Ben hiçbir zaman iyi bir herif olmadım, annem iyi birisi. Aramızdaki fark o. Benim kötücül tarafım vardı. Bütün maceram her gün o kötü tarafı azaltmakla geçiyor. İyilik satmıyor ama, ne kadınlar seviyor iyi insanı, ne sektörde seviliyorsun, hiçbir şey yapamıyorsun iyi olunca, oturuyorsun.

YIKANMAM AMA TERLEMEM DE MESELA

'Ben yıkanmam ' denir mi canım?

Gümüşlük'te sekiz ayı bulur denize girme sezonu, ben bu sene iki kere girdim, o da zorla.Voleybol oynamıştık, üstüm çok kumluydu, onun için girdim. Sevmiyorum, su sevmiyorum, kedi gibiyimdir biraz. Çocukluktan herhalde, çok üşüyordum ben yıkanınca. 'Niye girmiyorsun? ' diyorlar, 'Islak ' diyorum. Ama girdiğim zaman uzun kalıyorum mesela duşta. Evet, biraz fenayım bu konuda. Kendim ya da yakınımdaki biri rahatsız değilse yapmıyorum. Ama ben terlemem de mesela.

ALMAN EKOLÜNDEN GELİYORUM

Evinin düzeni nasıldır?

Bir-iki gün dağılır ev, üçüncü gün ben sinirle toplamaya başlarım. Ve dışarıya gösterdiğim portrenin altında gizli bir düzen var. Disiplin, düzen, ben severim onları, Alman ekolünden geliyorum.

YEMEK PROGRAMLARI SEYREDİYORUM

Yemek yapıyor musun?

Çok. Kursa gitmeyi düşünüyorum. Yemek programlarını çok seviyorum mesela, en çok onları seyrediyorum, güzel tüyoların verildiği... İnternette en çok baktığım şey yemek tarifleri.

Neler yapıyorsun?

Etli, tavuklu, balıklı şeyleri seviyorum, onları yapması daha artistik geliyor. Mercimeği haşla filan, çok havalı gelmiyor. Beraber yaşadığım bir hatundan daha çok yemek yaptığımı söyleyebilirim. Bir film vardı, Nick Nolte ressamdı, dört New York hikayesi, onun gibi takılıyorum. Müziği açıyorum, ne içeceksem onu koyuyorum, dolabı açıp bakıyorum. Ondan da biraz, ondan da biraz, ne içiyorsam ondan da koyuyorum içine. Soslar moslar, hazır çorbadan makarna sosu yapıyorum çok güzel, hızlı.

EVLİLİĞİ BİRİNİN SANA DÜŞÜNDÜRTMESİ LAZIM

Daha yerleşik bir hayat, çoluk çocuk gibi planların var mı?

Geniş zamanlı cümleler kurmak pek doğru değil gibi... Bilmiyorum. Düşündüğüm oldu ama, onu söyleyeyim. Biri bana düşündürttü bunu. Biraz öyle oluyor, birinin sana düşündürtmesi gerekiyor.

Nasıl biri olmalı?

Makul. Tek istediğim şey şu, evdeyken huzurluysak, birbirimize bakıp birbirimizi seviyorsak hâlâ ve eğlenebiliyorsak evde... Bunları da uzun bir süre biriyle yaparsam, olabilir. Uzun bir test sürüşü lazım ama, zırt diye olacak bir şey değil. Gerçi onu da bilmiyorum, birisi gelir, salağa çevirir, birden biter iş, çocuğu da koyar, gider.

SIKICI BİR HERİFİM

Niye gidiyor?

Ben sıkıcı bir herifim aslında, eğlenceli değilim, o yüzden galiba.

Eğlenmekten ne anlıyorsun?

Birincisi ben tek başıma vakit geçirmekten çok hoşlanıyorum. Çok meşguliyetim var, müzik, film,kitap... Buna uyabilecek birisi geldiği zaman aynı evde kalabiliyoruz. Yoksa erkek arkadaşlarımla dolaşıyorum. Sakin geçiyor orada gün. Film seyret, kitap oku biraz, internetten bir şeylere bak, saat 2'de İstanbul altılısı var, 6'da Adana, birisi arar 'Okey oynayalım mı? ' der, kahveye gidersin, akşama doğru bara geçilir, rakı olacaksa rakıya oturulur, başka bir şey yok... Top oynanır arada...

PİLATESE GİTMEYİ DÜŞÜNÜYORUM

Yaşınla aran nasıl?

Övünerek söylüyorum çünkü 41 yaşındayım ve hâlâ iki saat futbol maçı yapabiliyorum, şanslıyım.

Hem de kendine bakmazken...

Şansımı zorlamayacağım ama. Bir sürü şey hayatımdan çıkar, başka bir sürü şey de girer. Geçen gün 'Ben pilatese gideyim ' dedim mesela. Spor yapamıyorum burada, spor salonunu da hiç sevmiyorum, Pilates, zaten okulda yaptıklarımız değil mi? Kasları esnet, gevşet, biraz form alsın vücut...