Ajda Gibi Kedilerimle Kalmak İstemiyorum

Her zaman seksi bir kadın imajı çizen Asuman Krause, özel ve kariyer hayatı hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu

Hayli sıcak bir İstanbul günü... Bebek'te beyaz bir köşkün avlusundayız. Asuman Krause klimadan hoşlanmıyor, içeriye girmiyoruz, dolayısıyla ben Asuman'dan nefret etmek üzereyim. Fakat sohbet başladıktan sonra ne sıcak hava ne rutubet kalıyor..Arjantin'den başlıyoruz, hayata dair planlarına kadar... Güzellik tüyoları da konuşuyoruz, çocuk yapma arzusunu da..Arjantin'in adı bile güzel. Rahat ediyor musun orada?

Bize benziyorlar, din hariç. 'Turko' lakaplı çok insan var. Rahatlıkla orada yaşarız. Havası suyu herşeyi. Dedikodusundan tut eğlencesine kadar.. Biraz daha rahatlar. Latin olmalarından kaynaklanıyor herhalde. Keyiflerine düşkünler, en alt gelirli adam da öyle diğeri de. Hayatın onları üzmesine izin vermiyorlar. Şimdi ballandıra ballandıra anlatmayayım, beklenti yükselmesin. Ama gidebilecek olan da ıskalamasın. Çok güzel bir yer.

Sana Arjantin'de çalışma teklifiyle gelince Endemol, eyvah demedin mi?

Hiç demedim. İş gelmeden önce ben çok gitmek istiyordum oralara. Hep olmayanı istiyor insan. Ne acayip aslında. Benim yerime bir üniversite öğrencisine sor, o da 'Tek hayalim dünyayı gezmek' der. Ama onun imkanı yok. Bizim o imkanımız var ama yapmıyoruz. Neden? Hep birşeyleri kaçırır mıyız telaşından. Kendimize vakit ayırmıyoruz mesela. Kendimiz için yaşamıyoruz. Aile için, çocuğu için, kocası için. Sonra bir bakıyorsun ki zaman geçmiş. '40'ına gelmeden yapman gerekenler listesi' arıyorsun o durumda. Keşke daha önce yapsak. Ben de tam Brezilya, Arjantin seyahati planlarken 'nasıl gitsem, kiminle gitsem?' 2-3 ay içinde bu teklif geldi.

Bu seninki tam 'secret' olumlama olmuş! inanır mısın öyle şeylere?

Enerji menerji, ben çok kovalamam öyle şeyleri. Beyaz bir sayfaya isteklerimizi yazalım filan. Atalarımız hep demiş ya, iyi diyelim iyi olsun. Zaten yıllardır bildiğimiz şey. Şimdi üstüne kitap yazıyorlar! Bizim bildiğimiz şeyler ama kulak vermiyoruz. Belki o zaman ben de çok düşündüm, böyle bir şey geldi başıma..

YILLANDIKÇA GÜZELLEŞİYORUM

Gelecek kaygısı taşıyor musun?

Aslında şöyle birşey var. Dışardan bakınca bizim işimizi yapanlara, 'Ne yapıyorlar ki dünyanın parasını kazanıyorlar' diye küçümsüyorlar. Halbuki bizim işin garantisi yok! Bir memurun işi daha garanti. O yüzden bizim işte şöyle bir söz vardır; Akarken doldur. O zaman da hayatı kaçıralım? O da çok doğru değil ama zorunlu kalıyorsun. O yüzden bizde patlayan popüler olan oyuncular aralık vermeden çalışmak zorunda kalıyor. Halbuki bir sene kendini geriye çek, bir yüzün dinlensin. Ama ya gelmezse korkusu var. Unutulurum korkusu var. O kadar çok insan çıkıyor ki. Bir telaş içinde herkes. Dizi teklifi de geliyor. Dünya kadar program teklifi de geliyor. Akarken doldurma mantığından yola çıkarsak 7/24 çalışmam lazım! doğru bulmuyorum.

Riskli ama sağlıklı?

Ben şuna inanıyorum. Sen iyiysen, disiplinliysen, farklıysan, işini seviyorsan, bağlıysan her zaman iş var. hem ben yıllandıkça güzelleşiyorum.

Yarışmayla başlayan bir kariyerin var. Buralara geleceğini tahmin ediyor muydun?

Ben yarışmaya bir iddia uğruna girdim. O zamanlar torpilsiz kimse kazanamaz diye bir algı vardı. Girdim öyle olmadığını ispat ettim. O zaman juride olan Fatih Altaylı bana 'havayolundaki işini bırakacak mısın?' dedi. Miss Turkey iş mi ki? diye düşünmüştüm. Devam edeceğimi söyleyince de 'Peki görüşürüz' dedi. Tabiki bu yarışmalara girip o işleri kovalayanlar oluyor. Manken, sunucu vs.. Ama ben size göstereceğim, güzelliğimle kazanacağım diye girdim. Sonra kendimi apar topar mankenlik işinde buldum . Üstelik 13 sene basketbol oynadım, podyumda yürüyüşüme baksan zerafetin z'sinin ucu yok! 22 yaşıma kadar topuklu ayakkabı giymemişim, fondöten sürmemişim yüzüme.

Hayatının dönüm noktası Almanya'dan Türkiye'ye dönmeniz mi?

Düşünüyorum, çok iyi olmuş diyorum. Beni bu hayata annem yönlendirdi. Orada kalsam basketbol oyuncusu olacaktım, üstelik de iyi bir oyuncuydum. Döndüğümüze çok kızmıştım. Burada yabancı dilim sebebiyle animatörlük yaptım sonra havayoluna girdim yarışma vs. derken tv kariyerim başladı. Ama hiçbir zaman bu iş olmazsa biterim demedim.

DÜNYA GEZİSİNE ÇIKACAĞIM

Biraz zaman sıkıntım var.. Bir taraftan da sırt çantamı alayım dünyayı gezeyim istiyorum. Gerçekten pozitif bakan bir insanım. Hiç yorulmam. Beni belirsizlik yorar. Beklemek yorar. iyi ya da kötü olsun ama olsun. Harekete geçerim. Senin elinde olmayan şeyler için gününü zehir etmenin ne alemi var? durmak istemediğim yerde durmam.

Böyle bir insan ağır bir dramada rol alabilir mi?

Alırım tabi oynarım.

Ama ben 4 sezondur Wipe Out'u yapıyorum. Prime time'da bir kadın sunucu olarak iyi programlar yapıyorum.

Selülitlerinden rahatsız oluyorsan balıkadam kıyafetiyle yüz

Seni diğerlerinden ayıran özellik ne?

Kendi farkımı söyleyemem. Ama bana söylenen doğal, samimi olduğum. Gerçi bir sürü doğal, samimi insan var, onlar niye olmuyor? Onu da bilemiyorum, bir şey eksik olabilir. Ben işimi seviyorum ve sevmesem inan yapmam. Bunu okuyan hadi canım diyebilir ama şöyle düşünsünler bunların hepsi bu işi severek yaptığım için geldi. Bir de her zaman işin mutfağındayım. Sete gelip 'işimiz ne zaman biter' diye soranlar var! e iş bu zaten. Ameliyata mı yetişeceksin?

Sokaktaki ilgiden rahatsız oluyor musun?

Olmuyorum. Kim istemez ki.. Dünyanın en güzel şeyi sokağa çıktığında seni tanıyor olmaları. Rahatsız olsam bu işi yapmam. sana sevgi gösteriyorlar bundan nasıl rahatsız olabilirsin? Bazen ters günler oluyor. O zaman, 'Dışarı çıkma Asuman' diyorum, çıkmıyorum. Yalnız bir de tanınmak isteyen, bunu kovalayanlar var. O ilk röportajları geliyor aklıma, sonra 'Arkadaşlar lütfen!' Ağzını burnunu yamultarak. Bir de magazincilere 'Çocuklar' diye seslenenler var ya.. Tamam, Şener Şen, Türkan Şoray ol öyle seslen. En çok onlara eğleniyorum.

Hayatına giren erkek senin hayatını yaşamak zorunda kalıyor mu?

Hayır, hayat müşterekse ortak hayat kuruyoruz. Şöyle olsun diye bir yaptırımım yok. Çok kasmam. Fakat gelip de Bebek'te oturalım demiyorum. Ya da Bodrum Türkbükü'ne gidiyorum ama kimsenin haberi olmuyor.

Tatil sezonunda ortalıkta selülit haberleri, bikini fotoğraflarıyla ünlüler..

Ya işte o zaman oraya gitmeyeceksin. Çünkü biliyorsun ki o adam çekecek seni. Ya da balıkadam kıyafetiyle yüz! Yalnız şöyle bir şey de oluştu, bir yere gidiyorsun yemeğe mesela, çok alakasız kişiler fotoğrafını çekip internette paylaşıyor! Tam makarnanı yiyorsun çat diye çekiyorlar... Artık bademciğime kadar da çekme be kardeşim! normal vatandaş bu. Yan masada yazıyor twittera..

Sanırım toplum olarak anlayışımız alışkanlıklarımız değişti?

Modern olmak, özgür olmak, rahat olmak. Birşeyleri yanlış anladık galiba. Çok hızlı tüketiyoruz herşeyi. Her şeyden çok çabuk sıkılıyoruz. Filmlerden dizilerden oyunculardan. İlişkilere bakarsan onlar da öyle. Eskiden insanlar birbirlerinden bu kadar vazgeçmiyordu. Bu kadar kolay pes etmiyordu. Yeni birşey olsun da nasıl olursa olsun düşüncesindeyiz..

DOĞMAMIŞ ÇOCUĞUM İÇİN ÇALIŞIYORUM

Lüks tüketimle markalarla aran nasıl?

Eskidendi o. Şimdi hepimiz lüks içinde yaşıyoruz. Hala evinde çamaşır makinası olmayanlar var ama artık o bizim için lüks mü? Büyüklerimi dinlerim. İsrafçı değilim. Emekliliğimi nasıl garanti altına alırım, onun peşindeyim. Doğmamış çocuğum için çalışıyorum! (gülüşmeler)

O elindeki pırlanta yüzük nişan yüzüğü mü peki?

Hayır değil. Star hayatı falan yaşamıyoruz ama kendime bir yüzük beğendiysem almak istiyorum. İstediğim arabayı kullanmak lüksse, tamam. Beğendiğim bir çanta varsa alırım, herkes alıyor artık zaten. Kadın olarak her gördüğümü aldığım bir dönem de geçti ama artık olmuyor. Sadece çok aklımda kalmışsa alıyorum..

Evlilik? çocuk?

İstiyorum. Kısmet tabii. Çocuk da doğurmak istiyorum. Aile kurmak istiyorum. Ajda Pekkan gibi kedilerimle kalmak istemiyorum demiştim hala aynı görüşteyim. Tabi ki mutludur ama günün sonunda yalnızsın. Yakın gelecekte olur diyemiyorum ama istiyorum. Hayatın tek anlamının çocuk olduğuna inanıyorum. Bir adama aşık olursun, seversin, evlenirsin ama bitebilir. Fakat çocuk, her zaman senin. Geçen de anneme bir bebek fotosu yolladım. 'Bana elinki değil seninki lazım' dedi (gülüşmeler)