Haberin Yakışıklı Prensi

Ekrandaki rahatlığı,doğallığı,haber duruşu ve işlediği konulara hakimiyeti ile genç kuşağın en dikkat çeken spikerlerinden...

Kendisine, özel hayatından, iş hayatına... Spikerlik macerasının başladığı ilk günden, ekran maratonuna ve yakın gelecekteki planlarına kadar herşeyi sorduk... Parlayan gözleri ve şen kahkahasıyla samimi cevaplarını bizden esirgemedi...

Gökay Kalaycıoğlu, kendini bizlere nasıl tanımlar?

Öncelikle Vogue Kıbrıs ailesine ve okurlarına bu nazik röportaj teklifi için sonsuz teşekkürlerimi sunmak isterim… Dilerim ulaştığımız kitle keyif alarak okur ve kendilerine özel fotoğraf karelerini beğenir…

Sorunuza gelecek olursak, kişinin kendini tanıtması en zor sorudur aslında… Hele biraz mutevazı bir hayat duruşunu kendinize düstur edindiyseniz… Ben nasıl biriyim? Otuzlu yaşlara iki basamak kala yaş bunalımına akranlarına oranla biraz daha erken girmiş , yengeç burcunun tüm klasik özelliklerini taşıyan , üretmeyi ve yenillikleri seven, aşka aşık bir adamım…

Yengeç burcunun klasik özellikleri derken kastınız ne oldu peki?

Yani duygusal, hırslı ve çalışkan, iletişim gücü yüksek, zoru seven ; imkansızı isteyen , kolay aşık olup ; zor vazgeçen, iyiliğine çok iyi ama saygısızlık yada yalanla karşılaştığında çok tehlikeli olabilen… evini çok kutsal gören, ailesine düşkün ama arkadaşlarından da vazgeçemeyen dolayısıyla hepsinin bir bütünü olarak sosyal bir evcimenim demem yanlış olmaz…

Televizyon dünyasında ve ekran önündeki yolculuğunuzun başlama hikayesini öğrenebilir miyiz?

Hayatımın en güzel ve önemli hediyesiydi üniversite ikinci sınıf öğrencisiyken, bir aile dostumuzdan gelen İlker Yasin randevusu... Bir anda kendimi Kanal D 'de İlker Ağabey 'in karşısında görüşmede buldum, ertesi gün de Fatih Altaylı ve Bülent Çöltekin ile mülakattaydım… Kısa süre sonra Kanal D haber merkezinde staj ve asistanlık dönemim başladı… O bir buçuk süre zarfında bir haber merkezi içerisinde hemen hemen her bölümde çalıştım… Fatih Bey ve Bülent Ağabey ile “ Kaset nedir?” ile başlayan yolculuğum , dış haberlerde haber yazmaya kadar ulaştı çok şükür…

Sektörde alaylı olmak biraz daha mı zorladı sizi?

Kesinlikle… Marmara Üniversitesi Ekonometri Bölümü 'nde öğrenciydim... İletişim alanıyla ilgili cebimde bir tek o sonsuz sevgim ve isteğim vardı… Sıfırdan öğrenmek tabi ki çok zorladı beni ama başardım kısa sürede… Düşünün ki ilk gün Kanal D 'den koşar adım kaçtım… “Medyaya İlk Adım attığım Gün, 'Yapamıycam Ben ' Diyerek Kanaldan Kaçtım”

Ciddi misiniz?

Vallahi… Anlatırken bile titriyorum o günkü gibi… Düşünün ki sıfır bir adamsınız, Kanal D gibi yoğun bir haber merkezine adım atmışsınız, herkes çok yoğun, haberin o malum telaşı ve stresi, offf korkunç! “ Yapamıycam ben vazgeçtim , teşekkür ederim “ diye mesaj yazmıştım İlker Abi 'ye…

Sonra ne oldu?

İlk azarını işiten, babacan bir nasihatle sokağın köşesindeki otoparkta kendine gelen Gökay, bir saat sonra durumu hiç bozuntuya vermeden derin bir nefes alarak haber merkezine geri döndü… Dönüş , o dönüş…

“Habercilik Aşk 'tır.. 40 Derece Ateşliyken de, Vefat Sonrası da İzleyiciye Tebessüm Edebiliyorsan, Evet Spikersin”

Televizyon dünyasında uzun yıllardır görev yapmaktasınız, zorlukları neler ?

Yaşadığımız Dünya 'da kolay olan ne var allahaşkına… Hayat başlı başına bir mücadele değil mi? Ama tabi haber ise seçiminiz, özel günlerde çalışıyor olmayı en başta kabul etmişsinizdir demektir. Öte yandan sunum esnasında tüylerinizi diken diken eden haberlerde bile otokontrolü asla elden bırakmamalısınız. “Yayın namustur” derler bizde, hastalık yada benzer sebepler engel teşkil etmez maalesef yayına çıkmamaya. Düşünün ki 40 derece ateşle ekrana çıktığımı bilirim, elimin üzerinde damar yolum açıktı yani yayın öncesi ve sonrası serum takviyesi alıyordum, yayın esnasında önümdeki laptop ile sargılı elimi kamufle ediyordum. İnanın yine de tebessüm ediyordum… Sözün özü, bizim iş aşık olmazsanız yapılmaz…

En kötü zamanlarda bile haberde alımlı ve tebessümle durmak nasıl bir şeydir ?

İşinize beslediğiniz o sevgi ve izleyicinize duyduğunuz saygı… Başka bir izahatı yok… Bu iki duygunun kıpırtılarını içinizde yaşatamıyorsanız zaten bu işi yapamazsınız… Eline doğduğum aile büyüklerimden birini kaybettiğim bir dönem defin işlemlerinin hemen ertesi günü ben yine yayındaydım ve inanın yine yüzümde tebessümüm vardı… Stüdyonun ışıkları yanıp, yönetmenin geri sayımını kulağınızda duyduğunuzda siz artık siz değilsinizdir…

“Erkek Spikerler Kaz Ayakları Çıktıkça Kıymetli Oluyor “

Bir erkek olarak ekran önünde olmak ve bu camiada tutunmak ne gibi zorlukları beraberinde getiriyor?

Erkeğin işi bizim sektörde çok zor… Kadınlar saçı, makyajı, geniş renk yelpazesi ile kostüm özgürlüğü, aksesuar avantajı ile ekranda zengin durarak zaten oyuna 2-0 önde başlıyor… Komik gelecek belki ama bizim sektörde erkek gençken çok zorlanır ve yıpranır, ne zaman ki kaz ayakları çıkar ve göz kenarları kırışır işte o zaman tamamdır… Yani tecrübeli erkek makbuldür… Kadınlar da ise durum tam tersi, gençlik dönemlerinde ekranda fırtına gibi eserler ; ne zaman ki kaz ayakları çıkar, estetik ihtiyacı hisseder hale gelirler işte o zaman ekrandan uzak kalmaya başlarlar… Şimdi yorum yaparken düşünüyorum da acaba erkekler daha mı şanslı ne?

Hazır herşeyi soruyorken “neden haber” demeden geçmeyelim…

Haber benim ilk aşkım… Çok küçüktüm zannediyorum 7 yaş civarındaydım ve bir gün yeni açılan “Magic Box” isimli bir tv kanalı ile tanıştım… Monitörlerin önünde haber sunan spikerlerden öyle etkilenmiştim ki, öyle modern bir görüntüydü ki hayran hayran baktığım… büyülendim… dahası işte o an aşık olmuştum, henüz o dönemler adını bile sorarak öğrendiğim o mesleğe…

Peki ekran maceranızı biraz anlatır mısınız? Serüven nasıl başladı?

Onun da çok komik bir hikayesi vardır aslında… Bir buçuk sene Kanal D ve akabinde bir sene Tgrt Haber 'deki asistanlık dönemimin ardından, fakülteden mezun oldum ve yeni açılan TvNet isimli bir kanalın spor spikeri adayı olarak kanalın genel müdürü Haldun Domaç ile görüşmeye gittim. Görüşme esnasında ekonomi programcılarından biri görevi bıraktığını tebliğ etti yönetime. O sırada özgeçmişimi incelerken ekonometri mezunu olduğumu farkeden Haldun Bey, o pozisyona beni layık gördü ve spor spikeri adayı olarak girdiğim odadan kanalın ekonomi programcısı ve gün arası haber spikeri olarak çıktım… Ben de anlamadım inanın, bir anda yayındaydım… Hayat tesadüfler ve mucizeler silsilesi değil mi zaten?

Tv8 'den kırgın ayrıldığınıza yönelik haberler var Gökay Bey… Tv 8 'den ayrılma sebeblerinizi anlatır mısınız ?

Çok fazla konuşmak istemediğim bir süreç aslında… İlgili kanalın haftasonu kuşağında görevimi yapmaktaydım. Haftaiçi sabah kuşağında bir erkek ve bir kadın spiker ikili sunumla görev yapmaktaydı ve erkek spikerimiz farklı bir ülkede ikamet etmeyi tercih ettiği için görevinden istifa etti. Bunun üzerine ben de , ilgili birim müdürüne uygun görülürse sabah kuşağındaki bu boşluğu doldurmaya talip olduğumu bildirdim. Yani ben çok çalışmak istediğim, üretmek istediğim, hergün sabahın dördünde sıcak yatağımdan kalkıp hizmet etmeye hazır olduğumu bildirdiğim ilgili kanalın yönetimine kendimi ifade edemedim yada onların benim üzerimde farklı hesapları vardı da ben bunu çalıştığım sürece fark edemedim… Her şer de bir hayır vardır derler ya... Aslında teşekkür etmek lazım kendilerine, ufkumu açtılar ; sayelerinde kendimi yeniden keşfettim ve aslında ne kadar güçlü olduğumu gördüm… İnanın o dönem uğradığım haksızlıkların sayısı kadar , allah bana yepyeni kapılar açtı…

Hayır, asla… Değil ilgili kanalın, kimsenin gücü buna yetmez… O sonsuz bir sevgi, adı yok, tarifi yok… İlgili kanal bilakis beni kamçıladı ve işime karşı daha da hırslanmamı sağladı… Zaten ayrıldıktan hemen sonra Beykent Ünivertesi iştiraki BEA TV ' de göreve başladım ve bambaşka kapılar da açılmaya başladı önümde farklı sektörlerde… İnanın çok daha mutluyum, herşeyin ötesinde tüm “özlük haklarımın” elimde olduğu, sosyal güvencemin göz ardı edilmediği bir ailenin bireyiyim artık…

Tv8 'in Okan Bayülgen 'li döneminden mi bahsediyoruz? Oysa kendisi genç kuşağa çok kıymet veren bir ekran yüzü olarak bilinir, talihsizlik olmuş…

Okan Bey ile herhangi bir tanışıklığım olmadı, ben de kendisini öyle bilir ve tanırım. Ancak benim sorun yaşadığım dönem öyle bir ara dönemdi ki kendisinin yönetimde yer aldığı deklare ya çok yeni deklare edilmişti yada henüz edilmemişti sadece biz içeride biliyorduk… Yani benim durumum tam bir karamboldü… Sormak istediğiniz soruyu çok iyi anladım, Okan Bayülgen 'in birebir ilgilendiği bir yönetim anlayışı olsaydı muhatap olduğum çok daha yapıcı sonuçlar çıkardı hiç şüphem yok…

Şimdi Tv8 dense tek cümleyle ne söylemek istersiniz?

Herkesin hayatında bir keşkesi ve pişmanlığı vardır… Benim için orası bu iki kelimeden ibaret… Ama ordan cebime kar kalan çok sevdiğim dostlarım da var… Ziyadesiyle yorum yaptım, ilk kez… Ötesi benim duruşuma yakışmaz… Allah herkesin yolunu açık etsin…

Pekala keyifli konulara geçelim en sevdiğiniz, örnek aldığınız ekran yüzleri kimlerdir ?

Ben Mesut Yar 'ı izleyerek büyüdüm… Hala da severek takip ederim… Son dönemde Serdar Cebe 'nin sunumunu çok samimi buluyorum… Kadınlar kategorisinde derseniz, bire bir tanıdığım ilk spiker Sonay Dikkaya 'dır. Kanal D dönemimde bana çok emek vermiştir, hayranlıkla izlerim. Diksiyon eğitimi aldığım dönemde de değerli program sunucusu Hülya Aydın hayatıma girdi. Ekrandaki rahatlığımı ve doğallığımı da ona borçluyum…

Aile yapınızdan bahsedelim mi biraz da Gökay Bey?

Giriş sorusunda da belirtmiştim burcum itibari ile aileme çok düşkünüm, özellikle de anneme… Birbiri için fedakarlıktan asla kaçınmayan üç nesili, temsil eden üç kişi birlikte çok iyi anlaşıyoruz… Herşeyin ötesinde çok sıkı dostuz… Son bir senedir de dördüncü kuşağı temsilen bir kızımız daha oldu… Dört bacaklı, konuşamasa da çok başarılı havlayan ve kendini bizden farklı görmeyen bir kızımız var… Sevgili Roxie…

Mesleğinize ailenizin desteği nasıl oldu mesela ? Paylaşır mısınız bizlerle ?

Onlar olmasaydı altından kalkamazdım… Spikerlik çok meşakkatli bir yol ve kolay elde edilemeyen bir unvan maalesef… Bu uzun ve sancılı süreçte allah sizi çok sınıyor. Yeri geliyor zamana ihtiyacınız oluyor, yeri geliyor işler istendiği gibi gitmeyebiliyor, ailenin desteği anlayışı olmadan birey nasıl inatla ısrarla ideallerinin peşinden koşabilir ki? Ben şanslıydım… Bana sonuna kadar inanan, destek olan bir ailem var… Her zaman destek oldular ve vazgeç demektense, sabret dediler… Fedakarlıkları olmasaydı , farklı bir mecraya yelken açabilirdim zira medya çok zorlu bir sektör, baş etmesi kolay değil…

Dönüm noktam dediğiniz bir dönem oldu mu hiç ?

Sorulara verdiğim cevaplardan aslında siz de çıkarabilirsiniz bunu kolaylıkla… Dönüm noktalarım İlker Yasin ile tokalaştığım gün ve Haldun Domaç ile gerçekleştirdiğim ilk iş toplantısında, istifa eden ekonomi spikerinin yerine layık görüldüğüm gün…

Ekran önünde olmanın avantajlarını ve dezavantajlarını anlatır mısınız bizlere?

Günün belirli saat dilimlerinde o buzlu cam aracılığı ile evlerine konuk olduğumuz her bir izleyiciye saygılı olmamız lazım, bu da şüphesiz çeşitli kısıtlamaları beraberinde getiriyor. Ha bu demek değil ki kendimiz gibi yaşamıyoruz ama yazılı olmayan kurallarımız var… Unutmamak lazım evlerine misafir olduğumuz ailelerin çocuklarına “örnek” , büyüklerine de “evlat” olmaktır bizlere yakışan… Dolayısıyla oturmamıza, kalkmamıza, ağzımızdan çıkan sözlere, eğlence anlayışımıza, toplumsal konulara karşı duyarlılığımıza kısacası herşeye dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum… Bunlar kimine göre dezavantajdır, kimine göre mesleğinizin özelliği itibarıyla kendinizi “özel” hissettiren avantajlar… Ben tüm bunları avantaj olarak görenlerdenim. Dezavantaj olarak gören varsa da tahmin ediyorum ki yolda yürürken tanımadığı birinden bir güler yüz ile selamlandığında tüm sıkıntısı gidiyordur, ben de olduğu gibi…

Fotoğraflarınıza gelelim, her biri çok can alıcı görünüyor bunun sırrı nedir?

Teşekkür ederim… Sizin titizliğinize yakışır bir fotoğraf çalışması olsun istedim ve çok başarılı bir fotoğraf sanatçısı olan sevgili Adnan Yağız Yeşilyaprak 'a poz verdim. Güzel bir enerji oluştu çalışırken, dilerim yansımıştır karelere...

“Aynada Bana Bakan Adama Aşığım”

Kendinizi yakışıklı yada seksi buluyor musunuz?


Aynada bana bakan adamı beğeniyorum tabi ki, ayrıca onu çok da seviyorum… Herkesin kendini sevmesi ve değerli hissetmesi gerektiğine inancım sonsuz… Bencil olmadıkça “ben”ci olmanın sakıncası yoktur, en azından ben hiç görmedim…

Peki ya aşk?

Vazgeçilmezim… İnsanın ruhunun zenginliği… iyisiyle, kötüsüyle yaşanan herşeyin kişinin cebinde hazine olarak biriktiği yegane duygu… Elde etmesi zor, kaybetmesi kolay…

Gökay Kalaycıoğlu aşık mı?

Yok… Maalesef değil… Keşke olsa… Samimi söylüyorum biri yok hayatımda,olsaydı da zaten saklayamazdım… Çok komik bir aşık oluyorum ; heyecanlı, kıpır kıpır, sakar ve telaşlı…fenaa…. Hem bu yoğun iş temposunda beni kim ne yapsın ayrıca…

Kıbrıs sizin için ne ifade ediyor? Ayrıca Kıbrıs için “keşfedilmemiş bir hazine sandığı” derken neyi kastettiniz?

Kıbrıs benim çocukluk dönemlerimden beri sığındığım bir liman gibidir… Sakinliği ve dinginliği yaşayabildiğim gibi , hareketi ve tempoyu da sizlerle çok özümsediğim dönemlerim oldu… Özel sunumlarla sahnelerinizde boy gösterdiğim dönemler de alkışın en samimisi ile yine burda tanıştım… Ben burda pek çok ilki yaşadım… Öte yandan haberci kimliğim ön plana çıkınca zaman zaman Kıbrıs meselesi üzerine de eğildiğim dönemler oldu, her bir konu ile bambaşka bir gizeme ve bilinmeyene ulaştım… Örneğin : Kapalımaraş… Dolayısıyla evet Kıbrıs benim için bir hazine sandığı gibi özel, kıymetli ve bir o kadar da gizemli, bilinmezlerle dolu…

Gökay Kalaycıoğlu, şu ara hangi projelerle meşgul?

Beykent Üniversitesi 'nin akademi kanalı BEA TV 'de editör/spiker olarak görev yapıyorum… Haftaiçi hergün “Erken Gündem” ile iki saat sabah kuşağını sunuyorum ve “Günün Manşeti” ile de hergün yepyeni bir konuyla gündemi belirliyoruz…

Peki ya özel sunumlar?

Aslına bakacak olursanız özel sunumları hiç bırakmadım… O samimiyeti, birebir teması çok seviyorum… O rahatlığı ve doğallığı sizi izleyen kitleye aktarabilmek ve anı beraber paylaşmak öyle güzel ki… Beraber heyecanlanmak, eğlenmek, gülmek muazzam bir haz… Özel sunumlara nisan ayı itibariyla ağırlık vermeye başladım dersem en doğru cevap olur…

Kıbrıs 'taki etkinliklerde sahnede sık sık sizi göreceğiz o halde ?

Talep olursa, neden olmasın? Zevkle gelirim… Burayı çok sevdiğimi biliyorsunuz, kendimi yakın hissettiğimi de… Özel sunumlarda Kıbrıs halkının beni kendilerine ne denli yakın gördüğünü de çoğu zaman tecrübe etme fırsatım oldu… Sevgi böyle büyük olunca mesafeler engel tanımıyor bilirsiniz….

Kişisel web siteniz hayırlı olsun bu arada Gökay Bey… Bu ihtiyaç özel sunumlara ağırlık verme kararınızdan mı kaynaklandı?

Teşekkür ederim, dilerim herkes beğenir… Kesinlikle, söz konusu özel sunumlar ve projelerse kişinin bu mecrada bir web sitesi mutlaka olmalı…www.gokaykalaycioglu.com

Yeni dönemde farklı projeler var mı?

Hem yeni dönemde yepyeni projeler var, hem de çok yakın zamanda sürpriz gelişmeler var… Ekranı bırakmaksızın, yepyeni bir mecraya da göz kırptığım bir dönemdeyim.

Hep haber mi olacak peki?

Yeni dönemde Arzum Gökay 'ın tüm renkleriyle ekranda olduğu, haberin sert çizgilerinden biraz olsun sıyrıldığı bir program formatıyle ön planda olmak… İçinde yine haber olabilir ama rengarenk bir şey var kafamda…

“Yepyeni Gelişmelere Gebe Bir Dönemdeyim.. Hepsi Çok Yakında”

Yakın dönem projelerden ipucu yok mu?

Hayır,yok… Ama çok ses getiricek bir aile daha hayatıma girecek gibi görünüyor… Herkesi çok eğlendiricez diyelim şimdilik yeter ;) Bir sonraki sayılara da malzememiz kalsın öyle değil mi? Az Sonra... Kişisel Web Sitem İle Artık Herkesle Birebir Dialogda Olacağım...