Cemal Hünal: Üç Ajanstan Kovuldum

'Solakbaşı Murat' karakteriyle ekrana gelen Cemal Hünal: "Oyunculuk kariyerim başlayana kadar üç ajanstan atıldım. Ama 'Ulak'ın fragmanını seyrettiğim zaman, oyunculuk hayallerimi gerçekleştirdiğimi anladım"

Tarihte, 'Lale Devri' olarak bilinen, III. Ahmet dönemini anlatan 'Bir Zamanlar Osmanlı- Kıyam'da rol alan Cemal Hünal, TRT 'Vizyon' dergisinden Aynur Çelikcan'a konuştu. Hünal; özel yaşamını, oyunculuk serüvenini ve yeni dizini anlattı.

'Ulak' filmi, 'Asi' dizisi ve meşhur 'Issız Adam'la tanıdık sizi. Oyuncu olmaya neden ve nasıl karar verdiniz?
Oyunculuk okumuştum ama senaryo yazmak istiyordum. Tabii farklı oyuncuların sahnelerini seyrede seyrede iş başka bir tutkuya dönüştü. Los Angeles'ta beş sene böyle geçti. Buraya döndüğümde oyunculuk yapmayı düşünmüyordum. Zaten oyunculuk kariyerim başlayana kadar üç ajanstan atıldım ben... 'Ulak'ın fragmanını sinemada seyrettiğim zaman, oyunculuk hayallerimi bir şekilde gerçekleştirmiştim. Ama hayat insanı alıyor götürüyor, bir yerde bırakıyor. Sonra bir bakmışsın 'Issız Adam' olmuşsun.

MAYMUN İŞTAHLI

Oyunculuk dışında pek çok altın bileziğiniz de var.

Ben eskiden çok maymun iştahlı olduğumu düşünürdüm. Çocukken veteriner olmak gibi bir hayalim vardı. Bugün yaptıklarıma bakıyorum da; geleneksel okçuluk, kılıç sporları, at binmek... Hepsini bir araya koyduğum zaman; bir çocuğun Don Kişot'luk hayallerine bayağı benziyor. Ben çok kalabalık, geniş bir ailede, çok sayıda kuzenle beraber büyüdüm. Dolayısıyla çok eğlenceli bir çocukluk geçirdim.

Aile kavramı size neleri çağrıştırıyor?
Sevgi, saygı ve cesaret en önemlisi... Her zaman beni çok cesaretlendiren bir ailem oldu. Herhalde benim kadar çılgın hayalleri olan bir çocuk zor bulunur. 'Hayır' yoktu bizim ailede ya da her 'Hayır'a tekamül eden bir 'Evet' vardı. Böyle olunca motivasyon kırılmıyor. Sanırım annemle babamın bana verdiği en büyük katkı bu.

ALBÜM YAPMA HAYALİM YOK

Leonard Cohen gibi güzel sesiniz olduğunu duyduk. Albüm hayaliniz var mı?

Gitar çalıp şarkı söylemekten keyif alıyorum. Bazen kalabalık bir ortamda, bazen de tek başıma yapmayı seviyorum. Ama bir albüm çıkartayım, adını da sevdiğim türküler koyayım diye bir planım yok.

Bütün hünerlerinizi sergileyebileceğiniz bir settesiniz. Diziyle ilgili neler söyleyeceksiniz?
Hayallerimi gerçekleştirebileceğim bir çalışma ortamı. Yönetmenimiz Altan Hoca'yla (Dönmez) çalışmaktan keyif alıyorum. Yüksek beklentileri var ve bunları karşılamaktan büyük haz alıyoruz. İnanılmaz bir sanat ekibi var, muhteşem ortamlar yaratıyorlar.

Canlandırdığınız 'Solakbaşı Murat' karakterinden bahseder misiniz biraz da?
'Murat', evlenmek için görevinden ayrılmış bir solak başı (padişahın atının sağından giden Yeniçeri askeri)... Padişahın fedaisi olduğu için haliyle bütün hayatı savaşarak geçmiş. Bıçakçılık yapıyor, yeniçeri karakollarına girip arkadaşlarıyla idman dövüşleri yapıyor. Dönemin olayları onu içine çekiyor. O da silahına sarılıyor. Onunki bir intikam hikayesi...

22 ATIMIZ, 17 KÖPEĞİMİZ VAR!

Bir atçılık kulübü kurduğunuzu biliyoruz. Kaç atınız var?

Üç arkadaş, İstanbul Atçılık Spor Kulübü Derneği'ni kurduk. 22 atımız, 17 köpeğimiz var. Güvercinlerin sayısını bilmiyorum; tavuklar, kazlar var. Hep birlikte birbirimize iyi bakıyoruz.

Gelelim aşka... Atları kadınlara tercih ettiğiniz doğru mu?
Doğru değil. Ayşe Arman 'atları kadınlara tercih etmemi' tercih ederdi. Bir erkek bir kadın olmadan evrenin kalanını asla göremez. Yani kendi gördüğünden fazlasını. Birçoğu sahip olduğu zaman da göremiyor zaten ama muhtemelen dırdır dinlemekten önlerine bakmadıkları içindir.

ŞORAY'IN SAHNELERİNİ KAÇIRMAM

Türkan Şoray'la oynamak size neler hissettiriyor?

Çocukluğumdan beri Clint Eastwood'la oynamak gibi bir hayalim var. Türkan Hanım'la bire bir sahnem olmadı henüz. Ama Türkan Hanım'ın sette olduğu zamanlar eğer çalışmıyorsam ve setteysem sahnelerini her zaman seyrediyorum. Asla kaçırmak istemem böyle bir fırsatı. Müthiş bir insan kendisi, ona ışık saçan bir varlık diyesim var. Zaten o setteyse herkese bir huşu geliyor, herkes daha yumuşak konuşmaya başlıyor. Heyecan ve telaş havası birden bire ortadan kayboluyor. Bizim setimizde bir efsun kaynağı o.