Ayşe Şule Bilgiç: Kıraç bana huzur veriyor

Kıraç, beni bu hayatta hayal kırıklığına uğratmayan belki de tek insan...

TRT Çocuk Kanalı'ndaki yüzde 100 yerli ilk Türk çizgi filmi Pepee'nin mimarı Ayşe Şule Bilgiç, "Bu karakteri yaratırken amacım izleyicinin gördüğünde yanaklarını sıkmak isteyeceği bir karakter hazırlamaktı. Karakterin ismi Türkçe konuşma zorluğu çeken insanlara verilen sıfattan geliyor" dedi

O, Kıraç'ın eşi, motor sporları ve motosiklet tutkunu ve TRT Çocuk Kanalı'nın büyük bir beğeniyle izlenen yerli çizgi filmi Pepee'nin fikir sahibi, yazarı-çizeri... Reklamcılık, oyunculuk, yazarlık ve yapımcılığın da aralarından bulunduğu pek çok mesleği bir arada sürdüren Ayşe Şule Bilgiç, Türkiye'nin markalaşan ilk Türk çizgi filmi 'Pepee'yi ve özel hayatını Kehkeşan dergisinden Deniz Karabudak'a anlattı.

Ayşe Şule Bilgiç: Kıraç bana huzur veriyor

TÜM PARAMI YATIRDIM

'Pepee'yi oluşturma fikri aklınıza nereden geldi?

Ben, Marmara İletişim Fakültesi mezunuyum. Daha okul yıllarındayken 'Neden kimse Türk çizgi karakter yaratmıyor?' diye de çocuksu duygularla sinirlenirdim. Kimse yapmazsa bir gün elime fırsat geçtiğinde kesinlikle bir Türk karakter yapacağım derdim. Bir torba dolusu işten kazandığım paralar ve eşimin desteğiyle Düşyeri Çizgi Film Stüdyosu'nu kurdum. Beni en çok motive eden şey imkansızlıklardı.

Karaktere neden 'Pepee' ismini verdiniz?

'Pepe' yüzyıllardır Anadolu'da güzel Türkçe'mizde konuşma zorluğu çeken insanlara takılan bir sıfattır. Ama bizim ilk aklımıza gelen elin İspanyol 'Pepe'si oluyor ne acı. Burada seyirciden tek bir şey için af dileyebilirim o da sondaki fazladan 'e' harfi. Bu da marka oluşturmak içindir. O fazladan 'e' olmasa yine bizim Anadolumuzun 'pepe'si büyük şehirlerde kimsenin aklına gelmeyecekti eminim. Yani Pepee yüzde 100 Türkçe bir isimdir.

Karakterin tipine nasıl karar verdiniz?
İzleyicinin gördüğünde dokunmak isteyeceği, yanaklarını sıkmak isteyeceği bir karakter olmasını çok istedim. Hedef kitlemiz 3-6 yaş olduğu için çok basit çizgilerle, sade bir tasarım yapmamız gerekiyordu. İki zeytin göz ve bir çocuğun bile çizebileceği basit çizgilerle bezendi. Ağız ve yüz ifadeleri tamamen yaş grubumuzun ayrıntı algısı olmadığı gerçeğinden yola çıkarak tasarlandı.

Çizgi film yapmaya karar verdiğinizde çevrenizdekilerin tepkileri ne yönde oldu? Şu andaki tepkiler ne yönde?
Türkiye'de daha önce çizgi film yapma denemeleri olmuş. Ama çok çeşitli sebeplerle ya yeterince ses getirememiş ya da beklentilerin çok altında kalmış. Biz, tam dört yıl önce olumsuzluklar içinden sıyrılıp Türk halkına içimizden çıkan ama teknik olarak da Dünya ile rekabet edebilecek kalitede bir çizgi film yapmanın peşine düştük. Bu düşümü ilk açıkladığımda herkes bana inanmaz gözlerle baktı. Ama çok istediğim için bu işe başladım ve kimse izlemezse ileride kızıma izletirim diye düşündüm. Gururla söyleyebilirim ki, dört senenin sonunda bugün, tüm Türk çocukları Pepee'yi bağırlarına bastı.

ÇOCUK PSİKOLOJİM İYİ

Çizgi film ekibine destek veren isimler oluyor mu?

Çocuk psikolojisi ve beyin gelişimi özel ilgi alanım olduğu için konu bulmakta zorluk çekmiyorum. Bu arada bu konuda her ne kadar bilgiliyim, desem de yine de benim gözümden kaçabilecek konularda uzman desteği ile çalışıyorum. Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin baştan beri tüm desteği ile projede yanımızda. Ayrıca eğitim danışmanları ve pedagoglardan kurulu bir danışma kurulumuz var. Tüm bu süreçlerden sonra bir de TRT'nin onayından geçiyor senaryolar. Sonra canlandırılıyor.

KIRAÇ BANA HUZUR VERİYOR

Kıraç Bey ile evliliğiniz nasıl gidiyor?

İyi gidiyor. Hayal ettiğim gibi. Kıraç, beni bu hayatta hayal kırıklığına uğratmayan belki de tek insan... Hâlâ ona her baktığımda kendimi küçük bir kız çocuğu hissedebiliyorsam, bunda kesinlikle onun özel bir adam olmasının payı büyük. Kıraç ile beraber aynı stüdyoda çalıştığımız için her an yanımda, yakınlarımda olması bana müthiş huzur veriyor.